Tammy Abraham ayrılığı sonrası Beşiktaş'ı neler bekliyor?
Bir forveti yalnızca gol sayıları üzerinden değerlendirmek çoğu zaman büyük resmi kaçırmaya neden olur. Abraham da tam olarak bu isimlerden biri. Onu sadece “bitirici” olarak görmek istemek, sahadaki gerçek etkisini göz ardı etmek demek.
Abraham, Beşiktaş hücumunda topsuz oyunda savunmayı geri iten, set hücumlarında bağlantıyı kuran ve hücum hattını bir arada tutan merkez bir rol üstleniyordu. Üretkenlik problemi yaşayan bir takımda bu tür oyuncuların değeri, skor tabelasından çok oyunun akışında hissedilir. Beşiktaş pozisyon üretmekte zorlanmıyor ancak bitiricilikte sorun yaşıyordu. Abraham’ın son vuruş kalitesinin üst düzey olmaması nedeniyle skor yükünü büyük ölçüde Rafa Silva çekiyordu. Rafa Silva’nın denklemden çıkmasıyla birlikte, Abraham’ın etkisini maksimum seviyede gösterebilmesi için çevresinde mutlaka bir skorer oyuncuya ihtiyaç olduğu daha net görüldü. Abraham, bu yapı içinde oyunu taşıyan ve başkalarını besleyen rolüyle değer üretiyordu.
Abraham sahadayken Beşiktaş hücumu birkaç temel dinamik üzerinden ayakta kalıyordu. Topsuz koşularıyla alan açıyor, savunmayı derine çekiyor, set hücumlarında bağlantı noktası olarak oyunu dengeliyordu. Hücum hattının kopmamasını sağlayan ana referans noktasıydı. Bu sayede El Bilal gibi koşu tehdidi yüksek oyuncular daha rahat alan bulabiliyor, daha verimli olabiliyordu.
Abraham’ın ayrılığı ne anlama geliyor?
Zaten üretkenlik sorunu yaşayan bir takımdan Abraham’ı çıkardığınızda, ilk hissedilen kayıp gol sayısı değil, hücum sürekliliği olur. Bağlantı oyunu zayıflar, top üçüncü bölgeye taşınsa bile hücumun devamı gelmez. Ceza sahasına yerleşme süreleri uzar, hücumlar daha çabuk tıkanır.
Bu durum en çok El Bilal Touré’yi etkiler. Abraham’ın varlığı El Bilal’i rahatlatıyordu; alan buluyor, boşluklara sızıyor ve daha izole kalmadan oyunun içinde kalabiliyordu. Abraham’ın ayrılmasıyla birlikte El Bilal daha yalnız, daha fazla sırtı dönük oynamak zorunda kalan bir profile dönüşebilir ki bu onun oyun karakterine uygun değil.
Abraham – El Bilal Touré dengesi
El Bilal Beşiktaş’ta olumlu sinyaller veriyor ancak onun profili tek başına kapanan savunmalara karşı çözüm üreten bir santrfor değil. Daha çok tamamlayıcı bir forvet. Alan bulan, koşu atan, bağlantı oyuncusuyla birlikte değer kazanan bir yapı sunuyor.
Kayserispor gibi geride bekleyen takımlara karşı El Bilal’i tek santrfor olarak kullandığınızda verim düşebilir. Önünde ya da yanında oyunu hazırlayan, alan açan, savunmayı meşgul eden bir forvetle oynadığında ise gerçek potansiyeline yaklaşıyor. Abraham bu dengeyi sağlayan isimdi.
El Bilal’i yalnız bıraktığınızda sadece onun verimi değil, oynadığı kanadın ve hücum hattının genel üretkenliği de düşer.
Çözüm nedir?
Bu kayıp, skor tabelasından çok oyunun akışında hissediliyor. Beşiktaş eğer Abraham sonrası bu bölgede bir yükseliş yakalamak istiyorsa, benzer görevleri üstlenebilecek komple bir forvet bulmak zorunda. Aboubakar profiline yakın; hem topsuz oyunda alan açan, hem bağlantıyı kurabilen hem de bitiriciliği olan bir oyuncu…
Sezon başında El Bilal’in Stuttgart döneminde bağlantı oyununu iyi yaptığını söylemiştim. Ancak Beşiktaş’ta henüz o görüntüleri tam olarak vermedi. Abraham’ın yokluğunda El Bilal kaybolmaz ama şu an bulduğu rahat alanları bulmakta zorlanabilir.
Net bir gerçek var:
El Bilal tek başına en uçta bırakılmamalı.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!