Haluk Kesim: Beşiktaş'ta artık değişim olmalı
Kibrin nedenlerinden bir tanesi de başkaları tarafından övülmendir. Dikkat et, övülmek ilk anda etkisini göstermese bile uzun zaman içinde kalacaktır. Etkisini sonradan gösteren bir zehir gibi ruhunu zehirleyecek, orada kibir hastalığının mayası olacaktır. O yüzden eleştirilmek, övülmekten evlâdır. Hicvedildiğin zaman gurur gibi bir hastalığa yakalanma ihtimalin olmaz. Sonuçları bakımından düşünecek olursan, karşılaşacağın zararı hesaplayacak olursan eleştirilmeyi tercih edersin. Çünkü kibir hastalığının getireceği tehlikeler tahmin edilenden çok fazla olacaktır.
Bir söz var, Köroğlu’na atfedilir, “Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu”
1990 yılında Türkiye’de ilk özel televizyon kuruldu. Ve özel televizyon kurulduktan sonra ilk zamanlarda RTÜK olmadığı ve yayınlar yurtdışı üzerinden yapıldığı için herkes dilediği gibi konuşmaya başladı.
O dönem yapılan yayın ihalesi ile Star TV dört büyüklerin yayın haklarını aldı ve elbette spor programlarının altın çağı başladı. O döneme kadar tertemiz olan futbolumuz, hakemlerimiz, yöneticilerimiz bir anda sorgulanmaya ve suçlanmaya başladı. Artık hiçbir takım kendi başına şampiyon olamıyordu. Her bir takımı Federasyon, siyasetçiler şampiyon yapıyor, hakemler hep şampiyon olan takım lehine karar veriyordu. İkinci olanlar, ligden düşenler, o sene kötü oynayanlar özel televizyonlarda istedikleri gibi konuşan, bir anda özgürce, dilin kemiği olmadan konuşabilenlerin yönlendirmesiyle hep suçu başkalarına attılar.
İşte bugün yaşananların fitili o gün yakıldı. 2000’li yıllardan sonra internetin yaygınlaşması, sonrasında sosyal medya nedeniyle önüne gelenin konuşma hakkına sahip olduğunu düşünmesi bu günü beraberinde getirdi.
Bunun Beşiktaş ve kibirin tanımı ile ne alakası var diye soracaksınız.
Bilhassa 2000’lerden sonra Beşiktaş’ı yönetenler sosyal medyanın gücünü çok sevdiler. Geçmişte üzerine koya koya, ne olduğunu bilerek ilerleyen takım diğer rakiplerine ve yaptıklarına öykünerek olmadığı bir şekle bürünmeye çalıştı. Özel kanallarda sesi daha fazla çıkanların haklı olduklarına inanlar taraftara bunu inandırdı. Ve futbolun değil, sesi çıkanın başarılı olacağı anlayışı yerleşti. Özel kanallarda ve sonrasında sosyal medyada futbol dışında bağıran çağıran, hiçbir dayanağı olmadan suçlamalarda bulunan kişiler taraftarın ilgisini çektikçe bu durum çoğaldı.
Beşiktaş taraftarı geçmişte kalan yurt içi başarılar ile övünürken, Avrupa’da başarı elde edememenin bile nedenini hakemlere, TFF’ye, diğer rakiplerine bağladı. Aslında böyle düşünülmesi kötü yönetimlerin işlerine geldi.
Kibir meselesine gelince, Süleyman Seba sonrasında gelen başkanlar ve yöneticiler endüstriyel futbolun bir getirisi olan tanınma, kapitalist, liberal ekonominin şartları gereği kazanç elde edebilmenin bir tezahürü olarak Beşiktaş’ın tüm değerlerinin ve işleyişinin dışında işler yaparak farklı bir yöne gidilmesini sağladı.
Bu başkan ve yöneticilerin etrafında kendi çıkarları için dolaşan kişilerin alkışlamaları, her yapılanın doğru olduğunu kulaklarına fısıldamaları sonunda kibir bazılarının içine işledi ve kibrin tek ilacı olan eleştiriye kulaklarını tıkadılar.
Şu an Beşiktaş başkanı sayın Serdal Adalı.
Belki Beşiktaş için son şans diyebileceğimiz bir isim. Çünkü Beşiktaş için bir insanın hayatında var olan en önemli ve sahip olduğu özgürlüğünü, zamanını vermiş bir kişi. Yönetimi esnasında yanlışları olabilir ama kötü niyeti olamaz. Burada en önemli konu etrafında doğru insanlar var mı ? Veya doğru kişilerin sözlerini dinliyor mu ?
Beşiktaş acil olarak sırtındaki kamburlardan kurtulup özüne dönmeli. İşi ehline bırakmalı. Sadece futbol seyreden, futboldan habersiz kimselerin fikirleri ile teknik direktör veya futbolcu seçmeyi bırakması lazım. Beşiktaş, bir jimnastik kulübüdür, acil olarak aslına rücu etmeli ve amatör branşlara önem vererek kulüp kültürünü yeniden yaşaması lazım.
Ama herkesin önemsedi futbol için, teknik ekip, futbolcular ve bakış açısının değişerek yeniden ve gerçek yapılanma içine girilmeli ben Beşiktaş’ım demeye başlanması lazım.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!